31 Temmuz 2010 Cumartesi

Şeker No 2: Büyük Hata (Chloe)


Eveettt... Aradan gerçekten uzun bir zaman geçtiğini biliyorum; ancak bu bloga yazma alışkanlığını bir türlü edinemedim. Bu arada bir sürü film izleyip, kitap okudum ve tabii vizyondaki filmler de değişti. Fakat bu süre içerisinde bir değişiklik yapmaya da karar verdim. Ne gibi mi? İzlediğim dizileri de yazacağım buraya. Ne de olsa onlar da gözlerimiz için birer şekerleme. :)

Bugün yazacağım film şu aralar vizyonda olan "Büyük Hata" filmi, ingilizcesi "Chloe". Filmin başrol oyuncularını sayacak olursam başta Julianne Moore, Liam Neeson, Amanda Seyfried. Julianne Moore'u zaten birçok filmden tanıyoruz. Benim rast geldiğim filmlerde genellikle daha "soğuk" insan karakterini oynuyor. Bu filmde de benim bu teorimi bozmamış açıkçası.
Amanda Seyfried'a gelecek olursam, bu kızı "Mamma Mia!" filmini izlemiş olanlar rahatlıkla anımsayacaklardır. Mamma Mia filmindeki Sophie karakterini canlandırıyordu. Bu filmde ışıltılar saçan, güzel bir kızı canlandırırken, Chloe filminde rolünün gereği olarak adaha ağırbaşlı bir duruş sergiliyor.

Filme gelirsem, birazdan yazacağımı zaten birçok film sitesinde okuyabilirsiniz; ancak sonrasındaki yorum bana ait olacağından bunu sadece ve sadece burada bulabilirsiniz.
Film, Catherine Stewart (Julianne Moore) kocasının doğum günü için verdiği süpriz bir parti ile başlar; ancak David (Liam Neeson) hocalık yaptığı okulun uzakta bulunması sebebiyle uçakla evine dönmesi gerekmektedir ve ne yazık ki uçağını kaçırmıştır. Bu yüzden parti onsuz devam eder. Ertesi gün David eve döndüğünde Catherine onun cep telefonundaki bir mesajı görür mesaj aynen şöyledir: "Dün gece için teşekkürler" ve altında da bir kız öğrencisiyle beraber resmi vardır. Aldatıldığını düşünen Catherine uzun bir zaman düşünür, bu arada oğlunun da bir kız arkadaşı vardır ve kızın bir gece onlarda kalmasıyla ve oğluyla birlikte olmasından sonra gündüz vakti kızı evde gören Catherine sinirlenerek kızı kovar. Bu arada David Catherine'i sakinleştirir ve günlük yaşantısına devam eder. Hiçbir şey yokmuşçasına davrandığını düşünerek Catherine, David'in arkasından daha başka neler çevirdiğini düşünmeden edemez. Sonunda, bir akşam dostlarıyla gittikleri bir yemek esnasında Catherine göz yaşlarına hakim olamayacağını anladığında kadınlar tuvaletine gider ve bu arada kabinlerde birinin ağladığını duyar. Yapabileceği bir şey olup olmadığını sorar ve kabindeki ses ondan tuvalet kağıdı ister. Catherine aynaya doğru dönüp saçlarını düzeltmeye kalktığı vakit, kabindeki Chloe (Amanda Seyfried) çıkar ve ona saçındaki tokayı armağan eder. Catherine onu almaz ve kocasının yanına dönmesi gerektiğini söyler.
Masaya oturduğunda, arkasından kızın da kendisinden yaşça büyük bir adamın masasına oturduğunu görerek kızın bir fahişe olduğunu anlar. Bu akşamdan sonra, ilerleyen günlerde, Catherine içindeki kurta engel olamaz ve Chloe'yle bir barda buluşmaya karar verir. Chloe gelir ve ondan kocasını baştan çıkarmasını ve beraber geçirdikleri her anın raporunun gün sonunda ona verilmesini bunun karşılığında da ona para vereceğini söyler. Chloe işi kabul eder ve işe koyulur.
Catherine'den David'in her gün öğle yemeği yediği kafeyi öğrendikten sonra oraya giden Chloe, David'in dikkatini çekmeye çalışır ve çeker de. David onunla bir muhabbet kurar ve bir daha onu ne zaman göreceğini sorar ve Chloe ile tekrar görüşürler. Bu görüşme esnasında Chloe kimsenin onları göremeyeceği bir seraya götürür ve orada gizli saklı bir yer bulur ve David'i baştan çıkarmaya çalışır ve başarır da. Ertesi buluşmalarında yine seraya giderler. Bu arada Catherine her seferinde Chloe ile görüşerek David'le geçen saatlerini ondan anlatmasını ister. Chloe de en ince ayrıntısına kadar anlatır. Kalbi kırılan Catherine yine de oyunu bırakmaz.
Üçüncü buluşma bir otel odasındadır ve her şey olduktan sonra Catherine odaya gelir. Chloe yine ona her şeyi anlatır; fakat artık Catherine olanları kaldıramamaya başlar ve odadan çıktıktan sonra asansörü beklerken bir koltuğa oturur ve ağlamaya başlar. Chloe onun bu durumu karşısında onu biraz teselli etmeye çalışır, onu dudağından öper.
Bir gün kafası çok karışık olan Catherine, akşam vakti dışarı çıkar ve Chloe 'i bulur. Ona David'in nasıl dokunduğunu göstermesini ister ve bir otel odasına giderler. Bu gösteriş ileri gider ve Chloe ile Catherine birlikte olurlar.
Yaptığından çok pişman olan Catherine hemen eve gider ve kocasını her gün öğlen yemeğini yediği kafeye gelmesini söyler. Chloe'i de oraya çağırır ve artık her şeyin açığa çıkmasını ister. Ancak Catherine'i büyük bir süpriz beklemektedir. Catherine David'in ağzından laf almaya çalışır bu arada içeri Chloe girer ve Catherine ona bakar. Arkası ona dönük olan David, karısının baktığı yere bakmak için kafasını çevirir ve Catherine'e kızın kim olduğunu sorar. O anda Chloe'inin ona yalan söylediğini anlayan Catherine, her şeyi kocasına anlatır.

Bu arada Chloe daha önce Catherine'in ofisinde gördüğü, Michael'ı (Max Thieriot-Catherine'in oğlu) o gece baştan çıkartmak için Catherine'in evine gider ve Michael'la da beraber olur. Catherine yatak odalarına girince Chloe ile oğlunu yarı çıplak halde görür. Sonrasında Chloe ile Catherine kavga ederler, Chloe Catherine'i ne kadar çok sevdiğini söyler ve onu bırakmamasını ister; fakat Catherine bunun mümkün olmadığını söyler. Bir boğuşma başlar. Ve Chloe'yi yanlışla Catherine pencereye doğru iter ve Chloe ölür.

Aile geri kalan hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam eder.

Film senaryosu itibariyle diğerlerine oranla değişik. Öncelikle gerçekten her şeyi normal sanıyorsunuz; ancak Chloe'inin o kafeye gelmesinden sonraki bölümlerde insan biraz şaşırıyor. Kızın nasıl bir psikopat olduğu ve Catherine'i elde etmek için neler yaptığını görünce "böylelerinden insanı tanrı korusun" diye düşündüğümü hatırlıyorum. Oyunculuk açısından daha çok Amanda Seyfried ile Julianne Moore ön plana çıkıyorlar. Bu arada filmi anlatırken atladığım bir konu var, o da Catherine'in hangi sahnede olduğunu hatırlamasam da Chloe'den o tokayı aldığı. Filmin sonunda ise o tokayı Catherine'in saçında görüyoruz. İşte bu yüzden diyebilirim ki aile hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor. Sanki yaşananlar çok önemsiz bir şeymiş gibi o toka Catherine'in saçında sıradan bir toka gibi tutturulmuş.

İzlemenizi tavsiye edebilirim, fakat izlemezseniz fazla bir şey kaçırmazsınız. :)

Filmin Künyesi:
Yıl: 2010
Yönetmen: Atom Egoyan


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder